Azeriler, Azerbaycanlılar Azerbaycan Türkleri ya da Azeri Türkleri. Çoğunlukla İran Azerbaycanı ve Azerbaycan Cumhuriyeti’nde, fakat Kafkasya ve İran platosu’nun arasında daha geniş bir alanda da yaşayan Türk halkıdır. 1813′te Gülistan Antlaşması ve 1828′de Türkmençay Antlaşması ile Aras Nehri’nin kuzeyi Rusya İmparatorluğu’nun egemenliği altına girmiş ve Azeriler ikiye bölünmüştür. Bir uluslararası sınırın her iki tarafında yaşamalarına rağmen Azeriler tek bir etnik gruptur. Azerice, Türk dil ailesinin Oğuz grubu’na ait bir dildir ve aynı aileden olan Türkmence, Kaşkayca ve Türkçe (Irak Türkmenleri tarafından konuşulan şive dahil olmak üzere) ile karşılıklı anlaşılabilirliğe sahiptir. Azerbaycan’daki Azeriler genellikle daha ılıman, İran’dakiler ise daha dindar Müslümandırlar. Azerbaycan’ın 1991′de Sovyetler Birliği’nden bağımsızlığından bu yana Türk köklerine yönelik yoğun bir ilgi ve milliyetçi düşünce akımı başlamıştır.

Nüfus dağılımı

Çoğunluğunu 30 milyon ile İran’nda yaşayanlar oluşturmakla birlikte, Azerbaycan’nda 8,1 milyon, Rusya’da 0,6 milyon, Gürcistan’da 0,4 milyon, Irak’ta 300 bin-900 bin[, olmakla toplamda 35-40 milyon civarında Azerbaycan Türkü yaşamaktadır.

İran'da Batı Azerbaycan, Doğu Azerbaycan, Erdebil, Zencan, Gilan[51], Kürdistan, Merkezi Kazvin ve Hamedan gibi eyaletlerde ve başkent Tahran’da ikamet ederler. Türkiye’de ise Iğdır, Kars Van gibi illerde ikamet ederler. Büyük Sovyet Ansiklopedisi ve An Ethnohistorical dictionary of the Russian and Soviet empires ‘e göre, Avşarlar, Karapapaklar, Ayrumlar, Şahsevenler ve Padarlar, “Azerbaycanlılar”‘ı oluşturan etnografik unsulardır.

Kökene dair tezler

Azerbaycan Türklerinin kökenlerine dair bazı ideolojik tezler mevcuttur.

Eski Sovyetler Birliği, İran ve Azerbaycan Cumhuriyeti’nde Azerbaycan tarih yazımında Türklerin Azerbaycan coğrafyasıa yerleşmeleri konusunda ideolojilerden doğan farklı tezler mevcuttur. 1939′da Josef Stalin tarafından ortaya atılan “Medya-Atropatena tezi” ‘ne göre, M. Ö. XI – IV yüzyıllarda Medya’da İranî dilini konuşan Atropatenalılar orta çağda Türklerin bölgeye yerleşmesiyle Türk dilini benimseyip yeni Türk halkına dönüşmüştür. 1948′de V. N. Leviatov ve yandaşları tarafından ileri sürülen “Albanya tezi”‘ne göre, Arap hilafetinin egemenliği döneminde Albanya’da oturan Albanların bir kısmı müslümanlaşmış ve diğer kısmı da hıristiyan kalmıştır. Ayrıca İ. P. Petruşevski’ye göre, hırisiyan kalanlar Ermeni olmuş ve müslümanlaşan Azeri olmuştur. “Eski Türk tezi”ne göre Türklerin yerleşmesi 3 dalga halinde olmuştur. İlk dalga M.Ö. VII. yüzyıl sonrarından VIII. yüzyıl başlarına kadar, bu tezin savuncuları tarafından Türk olduğu iddia edilen Kimmerler, İskitler, Sakaların Kafkasya’ya yerleşmesidir. İkinci dalga ise II.-IV. yüzyıllar arasında Hunlar, Hazarlar, Sabirler ve diğer soyların göçleriyle yaşanmıştır. Son dalga XI. yüzyıl başlarından itibaren Selçukluların yerleşmesiyle yaşanmıştır. “Oğuzların gelişi tezi”‘ne göre Azeriler bölgeye 11. yüzyılda Orta Asya’dan Oğuzlar ve diğer Türkmen boylarının akınları ile gelerek yerleşmiş Karapapaklar, Afşarlar, Ayrumlar, Padarlar, Şahsevenler, Karadağlılar ve diğer bazı etnik gruplardan şekillenmişlerdir ve kökenlerinde Kafkas ve Türk unsurlar vardır. Osman Turan’a göre, Orta Asya’nın Moğol İstilasına uğramasından sonra bazı Türk grupları da Moğol hakimiyetini tanımadıkları için gelip Azerbaycan’a yerleşmişlerdir. ve Selçuklulardan sonra Moğol İmparatorluğu ve Büyük Timur İmparatorluğu idaresinde yaşamış sonrasında ise Karakoyunlu ve Akkoyunlu devletlerini kurmuşlardır. Başka bir görüşe göre, Azerbaycan halkının oluşumu 15-16 yüzyıllarında, Safevi rejimi sırasında, Şahsevenler, Kızılbaşlar ve Karadağlılar gibi Türkçe konuşan kabilelerin Küçük Asya’dan modern Azerbaycan bölgesine göç ettiği zaman tamamlanmıştır. Başka bir teze göre de, Rusya İmparatorluğu döneminde 19. yüzyıl sonlarına karar Tatarlar ve 20. yüzyıl başında Türkler olarak sayılan etnik grubun bir kısmını oluşturan topluluk için Sovyet döneminde Marksist-Leninist tarih görüşü, Azerbaycan halkının Türk kökenini çarpıtmaya çalışmış ve “Azerbaycanlılar” ve “Azerbaycan Dili” diye suni bir etnik grup ve dil yaratılmak istenmiştir. Özellikle Stalin döneminde Azerilerin kökü Medlere, Manna’ya, Atropatena’ya, Farslara ve Albanya’ya dayandırmaya çalışılmıştır.Ancak kabul görmemiştir..Bu dönemde etnik kimliğin adı “Türk”ten “Azerbaycanlı”ya, milletin konuştuğu dilin adı da “Türk Dili” nden “Azerbaycan Dili”ne değiştirilmiştir. Farslaştırma politikası güden İran rejimi tarafından Azerbaycan Türklerinin kökeninin, Türkçeyi benimseyerek Türkleşen İran halkı Azerilere dayandığını, dolayısıyla Azerbaycanlıların Türk değil Aryan kökenli bir kavim olduğunu günümüzde de ileri sürmektedirler . Aslen Azerbaycan Türkü olan Ahmed Kesrevi’nin kaleme aldığı Azeri ya Zeban Bastane Azerbaycan adlı eserinde de bu tez savunulmaktadır.

Tarih

Safevi Devleti’ni kuran I. İsmail’in Azerbaycan ve İran’daki Türkler’in tarihinde önemli yeri vardır. Safevi döneminde Şah İsmail’in Şiiliği siyasi bir araç olarak kullanarak yükselmesi yalnız Azerilerin değil bütün Türk-İslam aleminin kaderini değiştiren önemli olaylardan biri olmuştur. Şah İsmail, bütün Azerbaycan’ı imparatorluğuna dahil edince Azeriler ordunun esas nüvesini oluşturmuşlardır.Safeviler, Afşarlar ve Kaçarlar gibi Türkmen boyları tarafından kurulan İran devletlerinin egemenliği altında yaşadıkları için din ve dil olarak Farslardan etkilenmiştir.

Nadir Şah’ın 1747′de öldürülmesi üzerine kurulmuş de-fakto bağımsız hanlıklar Azeri Türklerinin tarihinde önemli bir yere sahip olmuşlardır. Tarih boyunca birçok devletin hâkimiyeti altına giren Azerbaycan’a bu dönemde hâkim olan devletler, gönderdikleri idarecilerle buraları ne kadar kendilerine bağlamak istemişlerse de, halk daima hanını tanımayı sürdürmüştür. Bu sosyal yapının doğurduğu “Hanlıklar Dönemi”, 1828 yılına kadar sürdü. 18. ve 19. yüzyıllarında yer alan Rus-İran Savaşları’nın ardından Günümüzdeki Azerbaycan Cumhuriyeti’nin toprakları Rusya tarafından ele geçirildi. Bunun üzerine Rusya İmparatorluğu topraklarında yaşayan Azeri Türkleri din ve dil açısından Ruslar’dan etkilenmiştir.

Sovyet egemenliği döneminde Marksist-Leninist öğretisi doğrultusunda Azerbaycan halkının etnik kökenindeki Türklük unsurunun silinmeye çalışıldığı görülmüştür.

28 Mayıs 1918 tarihinde Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti kurulmuştur.

Temmuz 1920′de Tebriz’de Muhammed Hiyabani önderliğinde yalnızca 13 Eylül 1920′ye kadar sürecek olan Azadistan kurulmuştur.

12 Aralık 1945′te kısa ömürlü Azerbaycan Millî Hükûmeti kurulmuştur.

Bu konuyu arkadaşlarınla PAYLAŞ..