Fransız kökenli bir sıfattır, gurman’dan gelir. Gourmet, “lezzeti keşfetmiş, damak tadına sahip kişi ” demek. “Yemesini bilen” anlamına da geliyor. 16.Louis zamanına kadar çok ağır yemekler yapılıyordu.

16.Louis o dönemde mutfağa girdi çünkü zehirlenme davalarından çok korkuyordu. Kral’ın mutfağa girmesi önemli bir olaydı. Mutfakta artan motivasyon ve rekabet sayesinde mutfak kültürü şekil değiştirmeye başladı. Sülünün, etin, bıldırcının en kalitelisi bulunmaya çalışılıyordu. Etlerin ve yiyeceklerin pişmesinde bir incelik baş göstermeye başladı, marine edilmiş etler, baharatlı soslar gibi, ağır soslar yerine daha hafif soslara bıraktı, kremalı soslar yerine süt ve unun karıştırılarak elde edilen soslar gibi; dolayısıyla damak tadı da bununla beraber gelişmeye başladı.

Bu dönemde şaraplar işin içine giriyor. Hangi yemekle hangi şarabın içilmesi gerektiği ile ilgili damak yelpazesi genişlemeye başlıyor. Kıbrıs’tan bile şaraplar getiriliyor. Versailes’da özel bir yemekte Kıbrıs’tan gelen hafif tabir edilen “cherry” tarzı şarabın içildiği biliniyor. O dönemde ada Osmanlı hakimiyetinde olsa da şarabı Kıbrıs’ta yaşayan Yunanlılar yapıyor.

Orada yetişenler o ortamda pişen kişiler gurmeyim diyebiliyor. Bugün baklavayı Güllüoğlu’ndan yemek başka herhangi bir baklavacıdan yemek başkadır. Asıl önemli olan ikisi arasındaki lezzet farkını bilmek ve buna değer vermektir. Gurmelik bu noktada ortaya çıkar.

Gurme mönüsü bir anlamda “damak tadı mönüsü” olarak geçer, tabi burada şaraplar da işin içine girer.

Savarin’e göre gurme “yiyeceklerini zekice, ince bir zevkle seçer.” Gurmelik; zeki, duyarlı, olgun, dengeli zevkli insanlara mahsus bir özelliktir, genelde yemek kültürü yüksek, yeme içme adabına hakim, sadece yemeyi değil bir nebze mutfak işlerini de bilen kişilere yakıştırılır.

Gurmeliğin gelir seviyesi ile ilgisi yoktur. İyi yemek çok ucuza yenilebildiği gibi tatlara hakim olabilmek için sadece eğitim, kültür ve ilgi gereklidir.

Bu konuyu arkadaşlarınla PAYLAŞ..